<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>First Assembly Of God Church</title>
	<atom:link href="http://www.firstassemblyofgodchurch.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Oct 2011 11:15:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Malkoçoğlu Kız İstemeye Gidiyor</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/malkocoglu-kiz-istemeye-gidiyor</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/malkocoglu-kiz-istemeye-gidiyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[İstemeye]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Malkoçoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Reyting rekortmeni dizi Muhteşem Yüzyıl&#8217;da romantik dakikalar&#8230; Armin&#8217;e aşık olan Malkoçoğlu Bali Bey, evlenmeye karar veriyor. Kızın babası Jasua Efendi&#8217;nin, Bali Bey&#8217;e yanıtı ne olacak? Çarşamba günleri tüm Türkiye&#8217;yi ekran başına kilitleyen &#8217;Muhteşem Yüzyıl&#8217;, yine heyecan dolu bir bölümle izleyicinin karşısına çıkacak. Hafızalardan silinmeyen savaş sahnelerinin yer aldığı Mohaç Seferi&#8217;yle beraber diziye dahil olan Malkoçoğlu; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reyting rekortmeni dizi Muhteşem Yüzyıl&rsquo;da romantik dakikalar&#8230;<br />
Armin&rsquo;e aşık olan Malkoçoğlu Bali Bey, evlenmeye karar veriyor. Kızın babası Jasua Efendi&rsquo;nin, Bali Bey&rsquo;e yanıtı ne olacak? </p>
<p>Çarşamba günleri tüm Türkiye&rsquo;yi ekran başına kilitleyen &rsquo;Muhteşem Yüzyıl&rsquo;, yine heyecan dolu bir bölümle izleyicinin karşısına çıkacak. Hafızalardan silinmeyen savaş sahnelerinin yer aldığı Mohaç Seferi&rsquo;yle beraber diziye dahil olan Malkoçoğlu; düşmanlarına değil, aşka yenik düştü. Çarşıda karşılaştığı Ermeni kızı Armin&rsquo;e aşık olan Malkoçoğlu Bali Bey, babası Jasua Efendi&rsquo;den aldığı kolyeyi hediye edecek.<br />
<span id="more-133"></span><br />
Armin&rsquo;in babası ise Malkoçoğlu&rsquo;nu kızından uzak durması için tehdit edecek ve Armin&rsquo;i eve kapatacak. Aşık olduğu kızı göremeyen Osmanlı neferi, bu reste karşılık Jasua Efendi&rsquo;ye evlenmek istediğini söyleyecek ve yanıt bekleyecek. </p>
<p>Malkoçoğlu&rsquo;nu canlandıran ve büyük bir hayran kitlesine sahip olan Burak Özçivit, sosyal medyada da bu aşkın konuşulduğunu söyledi. Özçivit, &rsquo;Tepkiler çok güzel. İlerleyen bölümlerde bu aşkla ilgili seyirciyi bir sürpriz bekliyor&rsquo; dedi. Armin karakterini canlandıran Müjde Uzman ise dizinin fenomenlerinin iki aşığın kavuşmasını istediğini ve kendisine bu şekilde yorumlarda bulunulduğunu söyledi.<br />
<!--more--><br />
Esir Prenses alevlerin içinde </p>
<p>&rsquo;MUHTEŞEM Yüzyıl&rsquo;da bu hafta aksiyon yüksek! Nişanlısı Frederick&rsquo;ten haber alabilmek için Kanuni Sultan Süleyman&rsquo;la görüşmek isteyen ancak bunu başaramayan Kastilya Prensesi Isabella Fortuna, sonunda av köşküne gelen padişahı odasına götürecek. Bir anda üzerindekileri çıkararak, &rsquo;Benden istediğiniz bu değil miydi? Alın!&rsquo; diyen Prenses, Kanuni&rsquo;nin odayı terk etmesinin ardından köşkü ateşe verecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/malkocoglu-kiz-istemeye-gidiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geri Almamak Üzere Kilo Vermek</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/geri-almamak-uzere-kilo-vermek</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/geri-almamak-uzere-kilo-vermek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 10:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almamak]]></category>
		<category><![CDATA[Geri]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Üzere]]></category>
		<category><![CDATA[Vermek]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Zayıflamak isteyen insanlar çoğunlukla verdikleri kilo ile doğru orantılı olarak başarılı olduklarını düşünür. Ancak atlanan çok önemli nokta verilen kilonun ne kadarının yağ olduğudur. Kilo verirken yağ dışında su ve kas kaybı da oluşur. Zayıflamaya ilk başladığınızda su kaybedersiniz. İlerleyen dönemlerde de kas kaybı başlar. Kaslı dokular enerji harcayan hücrelerden oluşurken yağlı dokular ise vücutta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflamak isteyen insanlar çoğunlukla verdikleri kilo ile doğru orantılı olarak başarılı olduklarını düşünür. </p>
<p>Ancak atlanan çok önemli nokta verilen kilonun ne kadarının yağ olduğudur.</p>
<p><span id="more-132"></span>Kilo verirken yağ dışında su ve kas kaybı da oluşur. Zayıflamaya ilk başladığınızda su kaybedersiniz. İlerleyen dönemlerde de kas kaybı başlar.</p>
<p>Kaslı dokular enerji  harcayan hücrelerden oluşurken yağlı dokular ise vücutta depolanan  kitlelerdir.</p>
<p><!--more-->Kilo verirken kas dokusundan kaybettiğinizde ilerleyen dönemde enerji harcama oranınız çok fazla düşeceğinden hızla verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alacaksınızdır.</p>
<p>Yapılan bu temel hata kilo alıp vermeyi bir kısır döngü haline getirmektedir.</p>
<p><!--more-->Geri almamak üzere kilo vermek istiyorsanız, dengeli beslenerek ve egzersiz yaparak ayda en fazla 5 kilo vererek başarıya ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Kilo verirken yağ kaybı ¾ su ve kas kaybı ¼ olmalıdır. Yapılan diyette protein asla ama asla kısıtlanmamalıdır. Karbonhidrat orta derecede iken yağlar azaltılmalıdır.</p>
<p><!--more-->En başarılı ve kalıcı kilo vermek için;<br />
Sağlam bir kahvaltı yapılmalı, ara öğünde 1 adet meyve yenmeli,<br />
Öğle yemeğinde yağ oranı düşük yemekler tüketilmeli,  ara öğünde 1 kase yoğurt  veya 1 meyve yenmeli,<br />
Akşam yemeği çok hafif olmalı, salata ve yağsız yiyecekler ağırlıklı olmalıdır. Akşam saat 21:00 dan sonra mümkünse yiyecek tüketilmemelidir.<br />
<!--more-->Bunlarla birlikte hergün yarım saat tempolu yürüyüş, iki günde bir de birer saat egzersiz yapıldığında özel bir hastalığınız yoksa başarılı bir şekilde kilo verirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/geri-almamak-uzere-kilo-vermek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğu aşırı kollamayın</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/cocugu-asiri-kollamayin</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/cocugu-asiri-kollamayin#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Oct 2011 08:20:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[kollamayın]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Utangaçlıkla karıştırılmaması gereken ruh sağlığı sorunu sosyal fobide, ailenin aşırı koruyan tutumu, çocukta riskini 3 kat artırıyor. Uzmanlar ergenlik çağında çocuğun içine kapanmasının ve toplum içinde olmaktan kaçınmasının utangaçlıkla karıştırılmaması gerektiğini belirtiyor. Önceden girişken, neşeli olan ancak birdenbire içine kapanan kişilerde sosyal fobi gelişmiş olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, bu belirtilerin aileler tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Utangaçlıkla karıştırılmaması gereken ruh sağlığı sorunu sosyal fobide, ailenin aşırı koruyan tutumu, çocukta riskini 3 kat artırıyor.<br />
Uzmanlar ergenlik çağında çocuğun içine kapanmasının ve toplum içinde olmaktan kaçınmasının utangaçlıkla karıştırılmaması gerektiğini belirtiyor. Önceden girişken, neşeli olan ancak birdenbire içine kapanan kişilerde sosyal fobi gelişmiş olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, bu belirtilerin aileler tarafından ergenlik ya da okul değişimi gibi nedenlere bağlanarak gözden kaçırıldığını dile getirdi.</p>
<p>En belirgin özellikler<br />
<span id="more-131"></span><br />
 Dr. Dilbaz, şu bilgiyi verdi: ‘’Örneğin, üniversite dönemlerinde karşı cinsle arkadaşlık kuramama, kültürel etkinliklerin içinde yer alamama, bir toplantıda konuşma yapamama, önceden hazırlanmış bir raporu sunamama, başkalarının yanında yemek yiyememe-içememe, başkalarının oturduğu odaya girmekten kaçınma, ısrarlı bir satıcıya karşı duramama, arkadaş toplantısına, partiye girememe sosyal fobinin en belirgin özellikleridir.” Göz temasından kaçınmanın, ses tonunun düzleşmesinin, iki büklüm başı öne eğik duruşun, özür dileme ve kendini değersiz hissetme cümlelerinin, bir yabancı ile tanışma veya tanıştırılmaktan kaçınmanın, utanacak veya küçük düşecek bir şey yapma endişesinin, ellerinin titremesinden korkmanın da bu kişilerin yaşadığı sıkıntılar arasında yer aldığını vurguluyor Dr. Dilbaz.</p>
<p>Yüzde 21’inin fobisi var<br />
<!--more--><br />
 Sosyal fobinin görülme sıklığı açısından ODTÜ’de bin öğrenciyi kapsayan bir araştırma yaptıklarını belirten Dilbaz, öğrencilerin bu okula çok iyi puanlarla girdiğini, yüksek okul başarısına sahip olduğunu, araştırma için ODTÜ’nün bu yüzden seçildiğini anlattı. Dilbaz, araştırma sonucunda öğrencilerin yüzde 21’inde sosyal fobi çıktığını ifade ederek, ‘’Yüksek okul başarısı, bu çocuklarda sosyalleşmeyi geriletebiliyor, baskılayabiliyor. Başarılı olabilmek için sosyal aktivitelerden uzak kalan gençler, başarılı ancak içine kapanık olabiliyor’’ dedi.</p>
<p>En küçükler en az utangaç<br />
<!--more--><br />
 Sosyal kaygıda doğumsırası da önemtaşıyor. En utangaç çocuklar tek çocuklar olup, onları takiben ilk çocuklar geliyor. En küçükler en az utangaç olanlar. Buna göre kardeşlerin olması sosyal becerileri öğrenme ve test etme olanağını veriyor.</p>
<p>Kendine güvenini engeller<br />
<!--more--><br />
 İleri derecede kaygılı bir anne ya da baba aşırı kollayıcı ve koruyucu olabiliyor ve böylece çocuğun kendi başına araştırma ve inceleme yapma gereksinimini engelleyebiliyor. Böyle bir engelleme de çocuğun özerkleşmesini ve kendine güven kazanmasını zorlaştırıyor. Sürekli bir korku içinde olan çocuk, sürekli olarak kaçınıyor ve insanlarla karşı karşıya gelemiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/cocugu-asiri-kollamayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol hapı damarını tıkadı</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/dogum-kontrol-hapi-damarini-tikadi</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/dogum-kontrol-hapi-damarini-tikadi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 11:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ağırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damarını]]></category>
		<category><![CDATA[hapı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[tıkadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Gerekli tetkikler yapılmadan kullanılan doğum kontrol hapları tehlike saçıyor. 37 yaşındaki Aslı Ayfer Tirtom, kist tedavisi için doğum kontrol hapı kullandı, bacağındaki damar tıkandı 37 yaşındaki makyaj uzmanı Aslı Ayfer Tirtom, doğum kontrol hapı içti, sağlık sorunlarıyla karşı karşıya geldi. Bacağındaki damar tıkanan Tirtom, her an korkuyla yaşadığını belirterek, “İlaca başladıktan 13 gün sonra sol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerekli tetkikler yapılmadan kullanılan doğum kontrol hapları tehlike saçıyor. 37 yaşındaki Aslı Ayfer Tirtom, kist tedavisi için doğum kontrol hapı kullandı, bacağındaki damar tıkandı<br />
37 yaşındaki makyaj uzmanı Aslı Ayfer Tirtom, doğum kontrol hapı içti, sağlık sorunlarıyla karşı karşıya geldi. Bacağındaki damar tıkanan Tirtom, her an korkuyla yaşadığını belirterek, “İlaca başladıktan 13 gün sonra sol bacağımda şişme meydana geldi. Riskim devam ediyor, merdiven çıkarken yoruluyorum, ayakta duramıyorum, pıhtı içimde bir yerime gidecek diye korkuyorum, bu pıhtıyla yaşamak zorundayım” dedi.</p>
<p> “Doktora herhangi bir yan etki olup olmayacağını sordum, ‘bir şey olmaz’ dedi” şeklinde konuşan Tirtom, hap kullanımı öncesinde doktor tarafından uyarılmadığını söyledi.<br />
<span id="more-130"></span><br />
 Tıbbi hata iddiasıyla, ithalatçı firmaya ve doktoruna dava açan Tirtom, “Kadınların bilinçlenmesi ve Sağlık Bakanlığı’nın bir şeyler yapması gerektiğini gördüm ve doktoruma dava açtım” diye konuştu.</p>
<p>SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇMEDEN KULLANILMAMALI<br />
<!--more--><br />
 Doğum kontrol hapları bilinçsiz kullanıldığında büyük risk oluşturuyor. Karaciğer hastalıkları ve damar tıkanıklığı da bu sorunlar arasında.</p>
<p> Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Altuğ Semiz, “Belli yaş üzeri kadınlarda doğum kontrol hapı kullanılmaz. 39 yaşına kadar kullanılabilir, kullanım öncesinde meme ultrasonu yapılmalı, aile hikâyesi sorgulanmalıdır. Şüpheli bir hikâye varsa damar hastalıklarına karşın da gerekli kontroller yapılmalıdır” diye konuştu.<br />
<!--more--><br />
 Dr. Semiz, hap kullanımında da karaciğer enzimlerinin normal olup dolmadığına bakmak için 6 ayda bir kontrol yapılması gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/dogum-kontrol-hapi-damarini-tikadi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parlak ve pürüzsüz cilt için öneriler</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/parlak-ve-puruzsuz-cilt-icin-oneriler</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/parlak-ve-puruzsuz-cilt-icin-oneriler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 08:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Milliler]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Parlak ve pürüzsüz bir cildi kim istemezki ama biraz bakım ve emek ister. Ben kendimi seviyorum pürüzsüz bir cildim olsun diyorsanız işte size biribirinden güzel 20 Altın öneri… 1- Genel yüz temizliğinde kullanılan maskelerden peeling etkisen sahip olanlar, bu sayede ölü hücreleri ortadan kaldırarak, derinlemesine temizlik sağlıyor. 2- Yüzünüzü tazikli su ile yıkayın. Bu şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parlak ve pürüzsüz bir cildi kim istemezki ama biraz bakım ve emek ister. Ben kendimi seviyorum pürüzsüz bir cildim olsun diyorsanız işte size biribirinden güzel 20 Altın öneri…</p>
<p>1- Genel yüz temizliğinde kullanılan maskelerden peeling etkisen sahip olanlar, bu sayede ölü hücreleri ortadan kaldırarak, derinlemesine temizlik sağlıyor.<br />
 2- Yüzünüzü tazikli su ile yıkayın. Bu şekilde yapılacak duş, ofislerin yol açtığı cilt stresinizi azaltır.<br />
<span id="more-129"></span> 3- Artık cilt bakım ürünlerinde de rastlayabildiğimiz C vitamini, kan dolaşımını ve kolajen üretimini hareketlendirdiğinden, bu tip ürünleri tercih edin.<br />
 4- Ayaklarınız parmak uçları, yüzünüze sinyal gönderir. Alnınızda oluşacak kırışıklıkları önlemek için ayak parmaklarınız üst kısmına düzenli aralıklarla sertçe bastırın.<br />
 5- Cildinizi nemlendirin. Yeni çıkan bir çok nemlendirici gün boyu etkiye sahip. Proteinli ve bitki özlü olanlar ise cildi aktif hale getirip üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmasını sağlıyor.<br />
 5- Cildinizi nemlendirin. Yeni çıkan bir çok nemlendirici gün boyu etkiye sahip. Proteinli ve bitki özlü olanlar ise cildi aktif hale getirip üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmasını sağlıyor.<br />
<!--more--> 6- Yüzünüzü haftada iki defa kremleyerek 5 dakikalık masaj uygulayın. Bunun için, parmaklarınızı kullanarak oval hareketlerle çeneden yanaklara, alnın ortasından dışa doğru, burun yanlarından alnın ortasına doğru inip çıkarak masaj yapın. Ağzınızın çevresini, yukarı doğru hareketlerle ovun.<br />
 7- Gece saat 1’den önce güzellik uykusuna yatmayı ihmal etmeyin. Bedenimiz özellikle ilk uyku saatlerinden gece yarısına doğru büyüme hormonları üretir. Bu hormonlar ise hücre yenilenmesini hareketlendirir.<br />
 8- Kremlerin içindeki enzimlerin faydalarını biliyor musunuz? Biyo teknolojik yöntemler taklit edilerek üretilen minik protein molekülleri, ileri yaşta, insanların cildindeki dolaşım sistemini aktif hale getirip ciltleri koruyucu hücreleri güçlendirir.<br />
 9- Koku kompresleri cilt ve duyuları canlandırır. Dörder damla limon ve selvi ağacı özünü ve iki damla ardıç yağını, iki litre kaynar su içine koyun. Özel yüz havlunuzu bu karışımın içine daldırın ve yüzünüze ölçün.<br />
<!--more--> 10- E vitaminin bulunduğu kremler hücrelerin gerilimini azaltır. Ultroviyole ışınlarının, atık gazların, nikotinin oluşturduğu saldırgan serbest radikaller cildin zamanından önce yaşlanmasına neden olur. E vitamin cildi bu zararlı etkenlerden koruyup nemlendirir.<br />
 11- Yanaklarınız derisini gerginleştirmek için jimnastik yapmalısınız. Bunun için ağzınızı kapatın, yanaklarınızı içeri doğru çektikten sonra, ellerinizin yardımı ile yavaş yavaş gerin.</p>
<p>12- Patates masajı cildi tazeler ve dinlendirir. Öncelikle çiğ patates dilimlerini 10 dakika buzdolabında bekletin. Cilt temizliğinizi yaptıktan sonra, soğumuş patates dilimleriyle yüzünüze masaj yapın. 15 dakika boyunca patatesi, suyunun cildinize etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü yıkayın.<br />
<!--more--> 13- Duru, yumuşak bir ten için AHA komplekslerine başvurmak bir zorunluluk. Bu isimle tanınan meyve asitleri, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlarken, tahriş de etmiyor. Ayrıca besleyici yağlar da içeriyor.<br />
 14- Kolajen tabakasını harekete geçirecek bir içecek hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için 250 gr domates, 2 şeftli, kabuğu soyulmuş yarım limon ve bir havucu katı meyve presine koyun, bir damla zeytinyağı ve bir miktar iyot tuzu ekleyin ve karıştırın.<br />
 15- “Şikaku” baskısı herhalde birçoğunuzun yabancı olduğu bir kelime. Bu basit egzersiz gergin yüz kaslarını yumuşatmaya yarıyor. Söz konusu baskının uygulanacağı enerji merkezi, gözbebeğinin hizasında, gözaltlarındaki kemikler üzerindedir. Bu bölgeye, en az 5 saniye süresince, parmaklarınızla bastırın.<br />
 16- Güzellik kapsülleri cildi bütünüyle beslemese de, işlevini içeriden yürüten bir hücre yenileyicisi olarak görev yapıyor. Vitaminler, nemlediriciler ve doğal maskelerle cildin esnekliğini sağlayabilirsiniz.<br />
<!--more--> 17- Oksijen maskesi, bir çeşit expres lifting görevi görür. Bu uygulamayla, hücrelerin oksijen alımı 10 dakika içinde yoğunlaşır. Sonuç olarak, cilt olabildiğince taze ve sağlıklı bir görünüme kavuşur.<br />
 18- Lipozom maskeleri besleyicidir. Aynı zamanda, cildin alt tabakalarına da nüfuz ettiklerinden, etkilerini uzun vadede gösterirler.<br />
 19- Turuncu ışık, hücreleri canlandırır, mavi oksijen alımını artırır, sarı cildi ölü hücrelerden arındırır ve yeşil kuproza karşı etkilidir. Renkli ışık tedavisini ancak güzellik merkezlerinde bulabilirsiniz.<br />
 20- Ampuller ve yenileyici kapsüllerle yapılacak yoğun bir kür, kışı sert koşullarına karşı cildin dirençli olmasını sağlayacaktır. 4 hafta boyunca yüzünüzü kremlemeden evvel sürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/parlak-ve-puruzsuz-cilt-icin-oneriler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece sebze yemek doğru mu?</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/sadece-sebze-yemek-dogru-mu</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/sadece-sebze-yemek-dogru-mu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 09:25:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[mu?]]></category>
		<category><![CDATA[Sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Oxford Üniversitesi&#8217;nden bir grup araştırmacının 6 ay boyunca yürüttüğü araştırmanın sonuçlarına göre sıkı vejetaryanlar bir takım sağlık sorunlarınla karşılaşabiliyor. Sadece vejetaryan beslenenlerin beyinlerinde yaşlandıkça bir dizi sorun baş gösteriyor. Bunun sebebi olarak balık ve et tüketilmemesi gösteriliyor. Neden et yememiz gerekiyor? Oxfordlu bilim adamlarına göre balık, süt ve et gibi besinlerin yokluğunda ciddi besin değerieksiklikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oxford Üniversitesi&rsquo;nden bir grup araştırmacının 6 ay boyunca yürüttüğü araştırmanın sonuçlarına göre sıkı vejetaryanlar bir takım sağlık sorunlarınla karşılaşabiliyor.<br />
Sadece vejetaryan beslenenlerin beyinlerinde yaşlandıkça bir dizi sorun baş gösteriyor. Bunun sebebi olarak balık ve et tüketilmemesi gösteriliyor.</p>
<p>Neden et yememiz gerekiyor?<br />
<span id="more-128"></span><br />
 Oxfordlu bilim adamlarına göre balık, süt ve et gibi besinlerin yokluğunda ciddi besin değerieksiklikleri çekiliyor. Araştırmacılar B12 vitamininin üzerinde duruyor. B12 eksikliği anemi ve merkezi sinir sistemi hastalıklarına sebep oluyor. Hayvansal bir vitamin olan B12ihtiyacı sadece sebzelerden karşılanamıyor.</p>
<p>Vejetaryen beslenme ve Beyin Sağlığı<br />
<!--more--><br />
 Uzmanlar yaşları 16 ve 87 arasında değişen 100 kişilik hasta grubunu inceledi. Uzmanlar 61-87 yaş arasında farklılığın bariz olduğunu belirtiyor. Bu nedenle araştırmalarını bu grup üzerinde yoğunlaştırdılar. Sonuçlar hafıza sorunları ve beyinsel aktivitede azalma gösteriyor. Ayrıca tomografiler sayesinde beynin hacminde de değişmeler gözlemlendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/sadece-sebze-yemek-dogru-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asla diyet yapmayın!</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/asla-diyet-yapmayin</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/asla-diyet-yapmayin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2011 06:33:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asla]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[yapmayın!]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Diyet yaparak verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri almak istemiyorsanız yeni zayıflama kurallarına uyum sağlayın. Diyetisyenler, . Diyet yaparak verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri almak istemiyorsanız yeni zayıflama kurallarına uyum sağlayın. Diyetisyenler, kalıcı zayıflık için artık diyetleri değil sağlıklı beslenmeyi öneriyor Kilo vermek isteyenlerin yıllarca uyguladıkları yöntemlerin yerini yeni beslenme kuralları aldı. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyet yaparak verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri almak istemiyorsanız yeni zayıflama kurallarına uyum sağlayın. Diyetisyenler, .<br />
Diyet yaparak verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri almak istemiyorsanız yeni zayıflama kurallarına uyum sağlayın. Diyetisyenler, kalıcı zayıflık için artık diyetleri değil sağlıklı beslenmeyi öneriyor</p>
<p> Kilo vermek isteyenlerin yıllarca uyguladıkları yöntemlerin yerini yeni beslenme kuralları aldı. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, &quot;Eskiden zayıflamak isteyenler, mucize diyetlerin peşine düşerdi. Kısa vadede kilo verseler bile normal yeme düzenine dönünce iki kat fazla kilo alırlardı&quot; diyerek yeni uygulamayı anlattı:<br />
<span id="more-127"></span><br />
AMAÇ KALICI ZAYIFLIK<br />
&quot;Artık zayıflamak isteyen kişiye diyet önerilmiyor. Öncelikle kişinin kilo almasının nedenleri araştırılıyor ve kişiye ömür boyu sürdürebileceği sağlıklı yeme alışkanlıkları kazandırılıyor. Böylelikle kişinin kalıcı zayıflaması sağlanıyor.&quot; Dr. Ayça Kaya, zayıflamanın yeni kurallarını, eskileriyle karşılaştırırken diyet kurallarındaki değişim hakkında şu bilgileri verdi:<br />
 Eski diyet kuralına göre günde altı öğün yemek yenilirdi. Yeni kurala göre ise sadece acıktığınız zaman bir şeyler yemeniz öneriliyor. Sık sık yendiği zaman; vücuda sürekli şeker girişi olduğu için bu durum pankreastan sürekli insülin salınımına neden oluyor.<br />
<!--more--> İnsülin, yağ depolayıcı bir hormon olduğu için yüksek oranda salgılanması, kişinin daha çabuk acıkmasına zemin hazırlıyor. Yenilen yiyeceğin içindeki şeker ise yağ dokusuna depolanıyor. Diyet yapan kişi, sürekli yemek düşünüyor. Bu durumda iştahı açılıyor ve bir sonraki öğünde daha çok yemeye başlıyor.<br />
 Uykumuz geldiğinde uyuyor, tuvalet ihtiyacımız olduğunda tuvalete gidiyorsak; yemeği de acıktığımız zaman yememiz gerekiyor. </p>
<p>AÇLIĞI ERTELEMEYİN<br />
<!--more-->Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise, açlığı §?&#8230; Eğer açlığı ertelersek; bir sonraki öğünü çok fazla yeriz.<br />
 Son araştırmalarda; günde iki öğünün insan vücudu için daha uygun olduğu düşünülüyor. Uzun çalışma saatleri olanlara ise günde en fazla dört öğün öneriliyor.<br />
 Sağlıklı beslenmek için ğün sayısı azaltırken, ikindi ve akşam yemeğinin yeri değişebilir. İkindiyi ana öğün yapıp akşam yemeğini ara öğün kıvamında tutabilmek, ideal bir beslenme tarzı olabilir.<br />
KALORİ YERİNE YAĞ VE KARBONHİDRAT HESABI<br />
<!--more-->Eskiden diyetlerde kalori hesabı yapılırdı. Diyete başlayanlar, sevdikleri gıdaların kalorisini hesaplayıp onları yiyerek zayıflardı. Bu tür beslenme kilo verdirse bile bir müddet sonra beslenme yetersizlikleri ortaya çıktı. İnsanlar saçlarının dökülmesinden, tırnaklarının kırılmasından, kalp çarpıntılarından yakınmaya başladı. Günümüzde ise tek yönlü beslenme asla önerilmiyor. İnsan vücudunun bütün besin gruplarına ihtiyacı olduğu biliniyor. Bu nedenle karbonhidrat, protein ve yağ besin grupları hastaya öğretilerek, metabolizmasına göre ne kadar yiyeceği planlanıyor. Hasta bütün besinlerden yediği için vücutta herhangi bir hastalıkta karşılaşılmıyor. </p>
<p>DİYET LİSTELERİNİN YENİ GÖZDESİ EKMEK<br />
 Yıllardan beri birçok insanın rejime başladığında ilk yaptığı şey ekmeği kesmek oluyordu. Yemeğin yanında ekmek yenmediğinde, vücut enerji kaynağı olarak daha çok ekmeğin içindeki glikozu kullandığı için kişi; karbonhidrat oranı yüksek yiyeceklere karşı karşı koyulamaz bir yeme atağı geçirebiliyordu. Artık, kilo verme sürecinde en temel besin maddemiz olan ekmekten korkmuyoruz. Pilav, makarna, börek, tatlılar gibi yiyecekler yerine ana yemeğin yanına alınan bir-iki dilim ekmek, hem kişiyi doyuruyor hem de yeme atakları daha azalıyor.<br />
<!--more--><br />
HAVUÇ VE PATATESE HASRET KALARAK BİR YERE VARILMAZ<br />
Eskiden diyetlerde, şeker oranı yüksek yiyecekler önerilmezdi. Bu yüzden insanlar yıllar boyu havuca, patatese düşman oldular. </p>
<p><!--more-->YOĞURTLA TÜKETİN<br />
Oysa vitamin, mineral deposu olan bu yiyeceklerden çok korkmamak gerekiyor. Bir havuç nerede ise bir insanın bir günlük A vitamini ihtiyacını karşılıyor. Son yıllarda yapılan birçok çalışmada, şeker oranı yüksek olan bazı besin gruplarının proteinle birlikte tüketildiğinde, kişiyi daha tok tutabileceği gösterildi. Patates, havuç, mısır gibi yiyecekler, yoğurt veya ayranla birlikte tüketildiğinde kan şekerini çok hızlı yükseltip kişiyi daha çabuk acıktırmıyor. O nedenle glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler artık yoğurtla birlikte öneriliyor.<br />
TATLANDIRICI KULLANANLAR ÇOK DAHA ÇABUK ACIKIYOR<br />
Soframızda kullandığımız şekerin ne kadar yüksek kalorisi olduğunu öğrendiğimizde, günümüzde şişmanlığın bu kadar yaygınlaşmasının en büyük nedeni olarak bu şekeri gördük. Ama şeker hayatımızda o kadar büyük bir yer açmıştı ki, ondan vazgeçebilmek mümkün değildi. Bu yüzden tadı şeker gibi olan ama kalorisi olmayan tatlandırıcılar geliştirildi.<br />
<!--more--><br />
KANSERİ TETİKLİYOR<br />
Tatlandırıcılar; çocuk şuruplarından tutun da, keklerin, kurabiyelerin, birçok içeceğin içine girdi. Tatlandırıcı ile yapılan yiyecek ve içecekler yıllarca rejim listelerinin baş tacı oldu. Ancak son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda bu tatlandırıcıları çok fazla kullanmanın başta mesane tümörü olmak üzere birçok kanseri artırdığı gösterildi. </p>
<p><!--more-->DAHA FAZLA YEDİRİYOR<br />
Yıllardır kilo vermeye katkısının çok fazla olduğu söylenen bu tatlandırıcıların tam aksine kilo almaya neden olabileceği ile ilgili bazı araştırma sonuçları da yakınlarda yayınlandı.<br />
 Tatlandırıcıların; bağırsaklardaki glikoz sensörlerini uyardığı ve vücuda giren şekerin daha fazla depo edilmesine neden olduğu düşünülüyor. Kısa süre öncesine kadar diyetlerin gözdesi olan tatlandırıcılar; daha çabuk acıkmaya ve bir sonraki öğünde daha fazla yemeye neden olabiliyor. </p>
<p><!--more-->DOĞAL YAĞLARDAN KAÇMAK GEREKMEZ<br />
Diyet yapanlar; sütü, yoğurdu ve peyniri az yağlı satın alır. Farkında olmadan yedikleri gizli yağlı yiyecekleri yemeye ise devam eden çoktur. Mesela, dışarıda yediğimiz köfteler, ızgara olduğu için az yağlı sanılır ama genellikle içlerine kuyruk yağı katıldığı için yağ oranları yüksektir. Bu yüzden beslenme uzmanları artık içeriğinde doğal yağ olan süt, yoğurt gibi yiyeceklerin light değil de günlük olanlarının tüketilmesi tavsiye ediyor. İçine ekstra yağ katılan yiyeceklere karşı dikkatli olunması gerektiği de özellikle belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/asla-diyet-yapmayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Kolay Aşık Olamıyor</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/deniz-kolay-asik-olamiyor</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/deniz-kolay-asik-olamiyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Oct 2011 09:16:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşık]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kolay]]></category>
		<category><![CDATA[Olamıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Deniz Çakır, aşkın insanın başına 1-2 kere gelebileceğini söylüyor. İffet dizisiyle izleyiciyi mahallenin masum ve aşık kızı olduğuna inandıran Deniz Çakır, aşkın insanın başına 1-2 kere gelebileceğini söylüyor. &#34;Gözünün içine baktığım adama doğru akmalıyım&#34; diyen Çakır, evlenirse o erkekten hiç ayrılmamayı hayal ediyor&#8230; Bembeyaz teni, yeşil gözleri, siyah saçlarıyla, geçen yıllardaki kötü kadın imajından masum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Çakır, aşkın insanın başına 1-2 kere gelebileceğini söylüyor.<br />
İffet dizisiyle izleyiciyi mahallenin masum ve aşık kızı olduğuna inandıran Deniz Çakır, aşkın insanın başına 1-2 kere gelebileceğini söylüyor. &quot;Gözünün içine baktığım adama doğru akmalıyım&quot; diyen Çakır, evlenirse o erkekten hiç ayrılmamayı hayal ediyor&#8230; </p>
<p>Bembeyaz teni, yeşil gözleri, siyah saçlarıyla, geçen yıllardaki kötü kadın imajından masum kıza doğru belirgin bir geçiş yapmış Deniz Çakır. Gözlerindeki pırıltı, hareketlerindeki heyecansa aynı. Türk Sineması&rsquo;nın kült filmlerinden &rsquo;İffet&rsquo;e adını veren rol için oldukça sadeleşirken, bu görsel sadeleşmeye ruhsal bir sakinlik de eşlik ediyor sanki.<br />
<span id="more-126"></span><br />
Geçen sezon ortasında &rsquo;Yaprak Dökümü&rsquo; bitince başlayan tatili sadece altı ay süren güzel Oyuncu, bu sürece bir film (geçen ay vizyona giren 40&rsquo;ta rol aldı), kısa bir tatil, bir de fotoğraf sergisi projesi sığdırmış. Her ne kadar aklında yeni bir dizi fikri olmasa da İffet&rsquo;e &quot;Hayır&quot; diyememiş. &quot;Bu bir dizi olduğu için yan karakterler de hikayenin kendisi kadar güçlü. İlk bölümlerde özellikle &rsquo;aşk&rsquo;ı hissettirmeye çalışıyoruz ki sonrasında izleyiciler için intikam sahneleri inandırıcı olsun. Bir taraftan aşk, ihtiras, intikam var ama diğer yandan da bu tam bir mahalle dizisi. Benim de hoşuma giden bu zaten&quot; diyen Deniz Çakır, kendi bakış açısından şöyle anlatıyor İffet&rsquo;i: &quot;Namus kavramını irdelediği için inanılmaz bir sosyal içeriği var dizinin. Lay lay lom bir aşk hikayesi değil. Günümüzde kadının gördüğü cinsel ve fiziksel tacizler, şiddet o kadar fazla ki! Bunların görülmesi, hakkında konuşulması, çözüme giden önemli adımlar. Diğer yandan anlattığımız her ne kadar bir dram da olsa eğlenceli yanları var. Mahallede yaşanan sevinçler, komik olaylar.&quot; </p>
<p>&rsquo;İffet&rsquo;in intikamından korkun<br />
<!--more--><br />
Bu diziden önce Türk halkının en sevdiği kötü kadınlar listesinde ilk sıralarda olan Çakır, İffet&rsquo;le en sevilen mahalle kızına doğru giderken, &quot;O kadar emin olmayın İffet&rsquo;in intikamından korkun!&quot; diyor ve bir kahkaha atıyor. </p>
<p>İki dizi arasında üzerinde çalıştığı Rabarba isimli fotoğraf projesi için 140 kadar seslendirme sanatçısını dublaj yaparken fotoğraflarını çeken Çakır, şimdilerde bu çalışmayı sergiye dönüştürmek için görüşmelerini sürdürüyor. &quot;Fotoğraflarını çektiklerim arasında Mehmet Ali Erbil gibi çok iyi tanınan isimler de var, sadece seslerini tanıdığımız tiyatro kökenli sanatçılar da var. Serdal Güzel isimli fotoğrafçı arkadaşımın fikriydi ve birlikte ilerledik. Uzun zamandır proje hazır ama bir boşluk bulamadığım için insanlarla buluşturamıyoruz. Bu aynı zamanda bir sergi projesi ve sergide bir de belgesel film olacak. Bir boşluğa ihtiyacım var bunun için. Laf olsun diye geçiştirmek istemiyorum.&quot; Bu ara sete makinesini götüremese de hikaye ve karakterler iyice oturunca tıpkı &rsquo;Yaprak Dökümü&rsquo; gibi İffet&rsquo;in setini de fotoğraflamayı planlıyor Çakır.<br />
<!--more--><br />
&quot;Evimde zaman geçirmeyi seviyorum&quot; Evinde kendi kendine zaman geçirmeyi çok sevdiğini söyleyen Oyuncu, &quot;Evde kendi kendime zaman geçirmeyi çok seviyorum. Kitaplarım, müziklerim. Orası benim kalem ve adım attıktan sonra çok huzurlu hissetmeliyim. Dizinin çekimleri Silivri&rsquo;de olmasına rağmen birkaç saatliğine bile olsa koşa koşa evime dönüyorum. Yatağımda uyumak ve evimde uyanmak benim için çok önemli&quot; diyor. Evinde en sevdiği bölüm yatak odası. Evinin üst katına yayılan bu odayı sadece uyumak için kullanmıyor. Çalışma masası, kütüphanesi, makyaj masası, giyinme dolabı, dinlendiği kanepesi hepsi bu mekanda bir arada. Eğer hava güzelse bu odanın açıldığı terastan içeri girmiyor. </p>
<p>&quot;Kendimce bir stilim var ve buna uygun olan şekilde modayı takip etmeyi seviyorum. Kendi kendime kombinler yapıyorum,&quot; diyor. &quot;Şunu giyerim, bunu giymem&quot; gibi keskin kararları yok. Ruh haline göre değişiyor kendi modasının renkleri ve stilleri. Genellikte rahatlıktan yana. Belli dönemlerde belli renklerin tutkunu olabiliyor. &quot;Moru uzun süre üzerimden çıkarmazken şimdi morla alakam yok. O dönemki ruh halimle ilgiliydi bu. Sanırım daha depresif ve enerjik zamanlarımda tercih ettim bu rengi. Son zamanlarda daha soft renkler var hayatımda. Aynı zamanda ruhumdaki dinginleşmeyi de fark ediyorum. Bu ara griler, siyahlar, beyazlar arasında gidip geliyorum&quot;diyor.<br />
<!--more--><br />
Çakır için alışveriş tek başına çıkılması gereken, ciddi bir aktivite. &quot;En iyi arkadaşımla bile çıkmaktan zevk almam&quot; diyecek kadar ciddi bu konuda. İkinci bir onaya ihtiyaç duymuyor. Bir mağazaya girdiği zaman önce gözleriyle içeride neler olduğunu tarıyor, kendine uygun parçaları belirliyor. Sonra eline alıp inceliyor ve denemeden satın alıyor ya da yerine bırakıyor. </p>
<p>&quot;Flamenko vazgeçilmezim&quot;<br />
<!--more--><br />
Deniz Çakır&rsquo;ın hayatını anlamlı kılan faktörlerden birisi de dans. Sadece dans etmeyi değil, dans edenleri saatlerce izlemeyi de seviyor. İyi dans edenlerin hayatlarına çok daha iyi hakim olabileceği görüşünde. Özellikle flamenkoyu çok seviyor. Arada ara verse de ihtiyaç duyduğu zamanlarda yine bu dansın koynunda buluyor kendini. &quot;Bu ara yine flamenko&rsquo;ya ihtiyacımın olduğu bir dönemdeyim. Flamenko öyle bir dans ki dramı, aşkı, ihtirası çok iyi anlatabiliyor. Ellerle yerden acıyı alıyorsunuz ve yukarıya uzandığınızda bambaşka biri oluyorsunuz. Ayağımı kırdığım için ara vermek zorunda kalmıştım ama hep aklımdaydı. İffet çalışırken de kızın en masum halinden yaşayacağı dönüşümde flamenkonun dans ve müzikle bana çok yardımcı olabileceğini hissediyorum&quot; diyor. </p>
<p>&quot;BOKS iFADELi BiR SPOR&quot;<br />
<!--more--><br />
Vücuduna her zaman dikkat etmek zorunda olup da grup derslerinden, kardiyo&rsquo;dan çok sıkılan Çakır&rsquo;ın spor konusunda bulduğu çözüm, tai boks: &quot;Boksun da çok ifadeli bir spor olduğunu düşünüyorum. Eskiden olsa, &rsquo;Ne o öyle, vurdulu kırdılı sporlar&rsquo; derdim. Ama öyle bir şey değil. Bu performansa ve sürekliliğe dayanan bir spor. Hem dengeli olacaksınız, hem aklınızı kullanacaksınız. Bu da flamenko gibi Oyunculuğu destekleyen ve seni dinamik tutan bir spor. Bütün stresimi de atıyor.&quot; </p>
<p>&quot;MANTIK EVLiLiĞi YAPMAM&quot;<br />
<!--more--><br />
Siz magazin basınında çıkan aşk haberlerini görmezden gelin, çünkü Çakır da öyle yapıyor. İlk zamanlar çok taktığı (O zamanlar en çok da annesini düşünüp üzülürmüş) bu haberlere üzülmüyor çünkü gündeminde işi var. Eğer bir gün evlenirse de o erkekten hiç ayrılmamayı hayal ediyor. Kolay aşık olabilenlerden değil ama. &quot;Aşk zaten hayatı boyunca insanın başına 1-2 kere gelebilecek bir şey. Aşkla sevgiyi ayırt etmek lazım. Aşkın içinde tutku ve çok fazla iniş çıkış var. O çok güvendiğin ve her zaman yanımda olsun dediğim adam her zaman aşık olduğun adam olmayabiliyor. Hepsinin bir arada olduğu zaman gelirse evleneceğim ben de. Ama aslolan aşk benim için. Mantık evliliği filan yapamam. Hayatımın bu döneminde ne istediğimi her zamankine göre çok daha iyi biliyorum. Söz konusu aşk olduğu zaman azıyla yetinemem. Gencim ve bunları yaşayacaksam şimdi yaşayacağım. Ben gözünün içine baktığım adama doğru akmalıyım.&quot;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/deniz-kolay-asik-olamiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taş devrine dönelim!</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/tas-devrine-donelim</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/tas-devrine-donelim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 11:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[devrine]]></category>
		<category><![CDATA[dönelim!]]></category>
		<category><![CDATA[Taş]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı beslenme ve egzersiz için karışık reçetelerle teknolojik cihazlar yerine atalarımızın tecrübelerini kullanalım Bugün, kendi alanım olmamasına rağmen özellikle kireçlenme gibi hastalıklardan korunmada önemli olduğu için beslenmeyle ilgili bazı temel noktalara değineceğim ve gündelik hayatta yapabileceğimiz basit egzersizlerden bahsedeceğim. Tetkik yöntemlerinin gelişmesiyle hastalık tanıma yüzdemiz artmış olmasına rağmen tüm bilim- adamlarının birleştikleri ortak nokta, son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme ve egzersiz için karışık reçetelerle teknolojik cihazlar yerine atalarımızın tecrübelerini kullanalım<br />
Bugün, kendi alanım olmamasına rağmen özellikle kireçlenme gibi hastalıklardan korunmada önemli olduğu için beslenmeyle ilgili bazı temel noktalara değineceğim ve gündelik hayatta yapabileceğimiz basit egzersizlerden bahsedeceğim.</p>
<p><span id="more-125"></span>Tetkik yöntemlerinin gelişmesiyle hastalık tanıma yüzdemiz artmış olmasına rağmen tüm bilim- adamlarının birleştikleri ortak nokta, son yüzyılda hastalıkların da artmış olması. Bu noktada öncelikle Prof. Ahmet Aydın’ın ‘Taş Devri Diyeti’ne değinmek istiyorum. Taş Devri Diyeti’nde öncelikle genetik yapımızın aslında Taş Devri zamanı insanlarından çok farklı olmadığı, ancak beslenmemizin onlara nazaran çok değiştiğinden bahsediliyor.</p>
<p>Kimyasal elma suyu</p>
<p><!--more-->Endüstriyel ürünlerin mutfağımıza katılması sonucu çok hızlı işlenen bazı sağlıklı gıdaların bile sağlıksız hale gelebildiğini biliyoruz. Bu alandaki en taze tartışma, Prof. Mehmet Öz’ün ABD’deki birçok konsantre elma suyunu kimyasal olarak inceletmesi ve bu ürünlerde yüksek oranda arsenik saptanması. Taş Devri insanlarına baktığımızdaysa tüm meyve ve sebzeleri büyük oranda çiğ, işlenmemiş tükettiklerini tespit ediyoruz. Avlarının peşinden koşmaları da egzersizleri&#8230;</p>
<p>Taş Devri insanları, uzun yıllar suçlanan kırmızı eti de bol bol tüketiyordu ancak modern insanların hastalıkları yüksek kolesterol ve obeziteye yakalanmıyorlardı. Burada can alıcı nokta “Doğal ve işlenmemiş” kelimeleri. Elbette fast-food zincirlerinin ürettiği hızlı ve doğal olmayan yollardan işlenmiş et ürünlerinden tüketirsek aynı noktaya ulaşamayız. Ayrıca Taş Devri insanlarının tüketmediği üç beyazı, ‘un-tuz-şeker’i, doğal yollardan almamız gerekiyor. Bir de taş devri insanları gibi biyoritmimize uyarak yaşamak var. Bu yaşam, gece 22.00 civarında bitiyor ve ertesi gün en geç 06.00’da başlıyor.<br />
<!--more--><br />
Leptin hormonu</p>
<p>Bu noktada Karatay Hoca’mızın sıkça bahsettiği leptin hormonu devreye giriyor. Hormon bu belirtilen saatlerde salgılanıyor ve iki hayati görevi yerine getiriyor. Birincisi vücuda alınan kalorilerin aşırı şekilde yağa dönüşmesini engelliyor, ikincisi insülin direncini azaltarak şeker hastalığı ve obezite gibi hastalıkların vücudumuza yerleşmesini mani oluyor.<br />
<!--more-->Burada yıllarca suçlanan yumurta ve yağ konusuna de değinmek gerekiyor. Çeşitli televizyon programlarında ve yazılarımda değindiğim gibi, yumurta en kaliteli besin kaynağı. Çünkü yumurtanın içinde basitçe bir canlıya yetecek bütün kaynaklar var. Artık yumurta her sabah en az 1-2 tane öneriliyor. Mümkünse çiğ ya da en azından rafadan tüketilebilir.<br />
Yağlar da temize çıktı. Vücudun temel yapıtaşı hücrelerin kökeni kolesterol. Köy tereyağı, fındık yağı, halis sızma zeytinyağının vücuda zararlı değil yararlı olduğu artık biliniyor. Kolesterol düşürücü ilaçların gerekliliği, saygın bilim insanlarınca tartışılmaya başlandı bile.</p>
<p>Dar alanda kısa egzersizler<br />
<!--more--><br />
Sağlıklı yaşamın en önemli parçalarından biri de egzersiz. Ancak hekimlik deneyimim, özellikle ülkemiz insanının reçete edilen egzersizlere karşı önyargılı yaklaştığını doğruluyor. Buradaki en önemli kaçış noktası, egzersiz yapma konusundaki yer ve zaman azlığı. Ciddi kas iskelet sorunları yaşamayan okurlarıma ‘dar alanda kısa egzersizler’ önerebilirim.<br />
Diyelim ki masa başında çalışıyorsunuz, 45 dakikada bir boynunuzu ekseni boyunca hareket ettirebilirsiniz. Ek olarak iş yerine götürdüğünüz ağırlıklarla basitçe kol kaslarınızı çalıştırabilirsiniz. Gövde kaslarını çalıştırmaksa daha basit aslında&#8230; Oturduğunuz yerden düz bir şekilde ayağa kalkıp yerinize oturmak ve bu hareketi 10 kere tekrarlamak gövde kaslarınızı geliştirir. Yukarı katlara çıkarken genel durumunuz uygunsa asansörü değil merdivenleri kullanın, çünkü Taş Devri insanları öyle yapardı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/tas-devrine-donelim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayseri kayıplarda!</title>
		<link>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/kayseri-kayiplarda</link>
		<comments>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/kayseri-kayiplarda#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 04:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[kayıplarda!]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Sarı-kırmızılı ekip, Fenerbahçe yenilgisinin ardından bu kez sahasında Mersin’e puan kaptırdı. Konuk ekipte Nobre’nin gollerine, GökhanÜnal cevap verirken, iki takım da mücadeleyi on kişi tamamladı Kayserispor, kalecisinin kırmızı kart gördüğü karşılaşmada kendi sahasında Mersin İdmanyurdu ile berabere kaldı: 2-2. 22’de Amrabat’ın ortası, Mersin İdmanyurdu kalesini karıştırdı. Karambolde topa dokunan Gökhan Ünal meşin yuvarlağı ağlara yolladı: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sarı-kırmızılı ekip, Fenerbahçe yenilgisinin ardından bu kez sahasında Mersin’e puan kaptırdı. Konuk ekipte Nobre’nin gollerine, GökhanÜnal cevap verirken, iki takım da mücadeleyi on kişi tamamladı<br />
Kayserispor, kalecisinin kırmızı kart gördüğü karşılaşmada kendi sahasında Mersin İdmanyurdu ile berabere kaldı: 2-2.<br />
22’de Amrabat’ın ortası, Mersin İdmanyurdu kalesini karıştırdı. Karambolde topa dokunan Gökhan Ünal meşin yuvarlağı ağlara yolladı: 1-0.<br />
23’de Nobre’nin yakın mesafeden vuruşunda kaleci Navarro’dan topu çeldi. Topu önünde bulan Nobre bu kez skora denge getirdi: 1-1.<br />
<span id="more-124"></span>41’de Kayserispor’un eski futbolcusu Moritz, kaleci Navarro ile karşı karşıya kaldı. Navarro topu ceza alanı dışında elle tutunca kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı.<br />
43’te serbest atışı kullanan Zurita’nın kaldırdığı topu Nobre güzel bir vuruşla ağlara yollayarak takımının ve kendisinin ikinci golünü attı: 1-2.<br />
51’de ikinci sarı kartını gören İlhan Özbay, kırmızı kartla oyun dışı kalınca her iki takım sahada 10’ar kişiyle mücadele etti.<br />
73’te Amrabat’ın ortasında Gökhan Ünal maçın sonucunu 2-2 olarak belirledi.<br />
<!--more--><br />
MAÇIN KARNESİ<br />
STAT: Kadir Has<br />
HAKEMLER: Tolga Özkalfa, Erdinç Sezertam, Volkan Narinç<br />
<!--more-->KAYSERİSPOR: Navarro(4)- Pekarık (6), Zurab (5), Eren Güngör (5), Hasan Ali (5)-Sefa (4) (Dk.67 Troisi 5),Nunez (5), Santana (4) (Dk. 46 Abdullah 7), Engin (5) (Dk.42 Gökhan Değirmenci 5), Amrabat (5) &#8211; Gökhan Ünal (7)<br />
MERSİN İDMANYURDU: Hakan (5)- İlhan (5), İbrahim Kaş (6) , Boum (6), Mustafa Keçeli (6) &#8211; Beto (5) (Dk.56 Çağdaş 5), Zurita (6), Yahia (6), Moritz (5) (Dk.69 Amoah 4), Nduka (7) (Dk. 88 Kamanan) &#8211; Nobre (7)<br />
GOLLER: Gökhan Ünal (Dk 22, 73), Nobre (Dk.23, 43)<br />
KIRMIZI KARTLAR: Navarro (Dk.41-Kayseri), İlhan (Dk.51-Mersin)<br />
<!--more-->SARI KARTLAR: Eren Güngör, Santana, Gökhan Ünal (Kayseri), Moritz, İlhan, Mustafa Keçeli, İbrahim Kaş, Amoah (Mersin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.firstassemblyofgodchurch.com/kayseri-kayiplarda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

