Deniz Kolay Aşık Olamıyor
» 2011/10/08 by admin | In Genel | | Tags: Aşık, Deniz, Kolay, OlamıyorDeniz Çakır, aÅŸkın insanın başına 1-2 kere gelebileceÄŸini söylüyor.
İffet dizisiyle izleyiciyi mahallenin masum ve aşık kızı olduÄŸuna inandıran Deniz Çakır, aÅŸkın insanın başına 1-2 kere gelebileceÄŸini söylüyor. "Gözünün içine baktığım adama doÄŸru akmalıyım" diyen Çakır, evlenirse o erkekten hiç ayrılmamayı hayal ediyor…
Bembeyaz teni, yeÅŸil gözleri, siyah saçlarıyla, geçen yıllardaki kötü kadın imajından masum kıza doÄŸru belirgin bir geçiÅŸ yapmış Deniz Çakır. Gözlerindeki pırıltı, hareketlerindeki heyecansa aynı. Türk Sineması’nın kült filmlerinden ’İffet’e adını veren rol için oldukça sadeleÅŸirken, bu görsel sadeleÅŸmeye ruhsal bir sakinlik de eÅŸlik ediyor sanki.
Geçen sezon ortasında ’Yaprak Dökümü’ bitince baÅŸlayan tatili sadece altı ay süren güzel Oyuncu, bu sürece bir film (geçen ay vizyona giren 40’ta rol aldı), kısa bir tatil, bir de fotoÄŸraf sergisi projesi sığdırmış. Her ne kadar aklında yeni bir dizi fikri olmasa da İffet’e "Hayır" diyememiÅŸ. "Bu bir dizi olduÄŸu için yan karakterler de hikayenin kendisi kadar güçlü. İlk bölümlerde özellikle ’aÅŸk’ı hissettirmeye çalışıyoruz ki sonrasında izleyiciler için intikam sahneleri inandırıcı olsun. Bir taraftan aÅŸk, ihtiras, intikam var ama diÄŸer yandan da bu tam bir mahalle dizisi. Benim de hoÅŸuma giden bu zaten" diyen Deniz Çakır, kendi bakış açısından şöyle anlatıyor İffet’i: "Namus kavramını irdelediÄŸi için inanılmaz bir sosyal içeriÄŸi var dizinin. Lay lay lom bir aÅŸk hikayesi deÄŸil. Günümüzde kadının gördüğü cinsel ve fiziksel tacizler, ÅŸiddet o kadar fazla ki! Bunların görülmesi, hakkında konuÅŸulması, çözüme giden önemli adımlar. DiÄŸer yandan anlattığımız her ne kadar bir dram da olsa eÄŸlenceli yanları var. Mahallede yaÅŸanan sevinçler, komik olaylar."
’İffet’in intikamından korkun
Bu diziden önce Türk halkının en sevdiÄŸi kötü kadınlar listesinde ilk sıralarda olan Çakır, İffet’le en sevilen mahalle kızına doÄŸru giderken, "O kadar emin olmayın İffet’in intikamından korkun!" diyor ve bir kahkaha atıyor.
İki dizi arasında üzerinde çalıştığı Rabarba isimli fotoÄŸraf projesi için 140 kadar seslendirme sanatçısını dublaj yaparken fotoÄŸraflarını çeken Çakır, ÅŸimdilerde bu çalışmayı sergiye dönüştürmek için görüşmelerini sürdürüyor. "FotoÄŸraflarını çektiklerim arasında Mehmet Ali Erbil gibi çok iyi tanınan isimler de var, sadece seslerini tanıdığımız tiyatro kökenli sanatçılar da var. Serdal Güzel isimli fotoÄŸrafçı arkadaşımın fikriydi ve birlikte ilerledik. Uzun zamandır proje hazır ama bir boÅŸluk bulamadığım için insanlarla buluÅŸturamıyoruz. Bu aynı zamanda bir sergi projesi ve sergide bir de belgesel film olacak. Bir boÅŸluÄŸa ihtiyacım var bunun için. Laf olsun diye geçiÅŸtirmek istemiyorum." Bu ara sete makinesini götüremese de hikaye ve karakterler iyice oturunca tıpkı ’Yaprak Dökümü’ gibi İffet’in setini de fotoÄŸraflamayı planlıyor Çakır.
"Evimde zaman geçirmeyi seviyorum" Evinde kendi kendine zaman geçirmeyi çok sevdiÄŸini söyleyen Oyuncu, "Evde kendi kendime zaman geçirmeyi çok seviyorum. Kitaplarım, müziklerim. Orası benim kalem ve adım attıktan sonra çok huzurlu hissetmeliyim. Dizinin çekimleri Silivri’de olmasına raÄŸmen birkaç saatliÄŸine bile olsa koÅŸa koÅŸa evime dönüyorum. Yatağımda uyumak ve evimde uyanmak benim için çok önemli" diyor. Evinde en sevdiÄŸi bölüm yatak odası. Evinin üst katına yayılan bu odayı sadece uyumak için kullanmıyor. Çalışma masası, kütüphanesi, makyaj masası, giyinme dolabı, dinlendiÄŸi kanepesi hepsi bu mekanda bir arada. EÄŸer hava güzelse bu odanın açıldığı terastan içeri girmiyor.
"Kendimce bir stilim var ve buna uygun olan şekilde modayı takip etmeyi seviyorum. Kendi kendime kombinler yapıyorum," diyor. "Şunu giyerim, bunu giymem" gibi keskin kararları yok. Ruh haline göre değişiyor kendi modasının renkleri ve stilleri. Genellikte rahatlıktan yana. Belli dönemlerde belli renklerin tutkunu olabiliyor. "Moru uzun süre üzerimden çıkarmazken şimdi morla alakam yok. O dönemki ruh halimle ilgiliydi bu. Sanırım daha depresif ve enerjik zamanlarımda tercih ettim bu rengi. Son zamanlarda daha soft renkler var hayatımda. Aynı zamanda ruhumdaki dinginleşmeyi de fark ediyorum. Bu ara griler, siyahlar, beyazlar arasında gidip geliyorum"diyor.
Çakır için alışveriş tek başına çıkılması gereken, ciddi bir aktivite. "En iyi arkadaşımla bile çıkmaktan zevk almam" diyecek kadar ciddi bu konuda. İkinci bir onaya ihtiyaç duymuyor. Bir mağazaya girdiği zaman önce gözleriyle içeride neler olduğunu tarıyor, kendine uygun parçaları belirliyor. Sonra eline alıp inceliyor ve denemeden satın alıyor ya da yerine bırakıyor.
"Flamenko vazgeçilmezim"
Deniz Çakır’ın hayatını anlamlı kılan faktörlerden birisi de dans. Sadece dans etmeyi deÄŸil, dans edenleri saatlerce izlemeyi de seviyor. İyi dans edenlerin hayatlarına çok daha iyi hakim olabileceÄŸi görüşünde. Özellikle flamenkoyu çok seviyor. Arada ara verse de ihtiyaç duyduÄŸu zamanlarda yine bu dansın koynunda buluyor kendini. "Bu ara yine flamenko’ya ihtiyacımın olduÄŸu bir dönemdeyim. Flamenko öyle bir dans ki dramı, aÅŸkı, ihtirası çok iyi anlatabiliyor. Ellerle yerden acıyı alıyorsunuz ve yukarıya uzandığınızda bambaÅŸka biri oluyorsunuz. Ayağımı kırdığım için ara vermek zorunda kalmıştım ama hep aklımdaydı. İffet çalışırken de kızın en masum halinden yaÅŸayacağı dönüşümde flamenkonun dans ve müzikle bana çok yardımcı olabileceÄŸini hissediyorum" diyor.
"BOKS iFADELi BiR SPOR"
Vücuduna her zaman dikkat etmek zorunda olup da grup derslerinden, kardiyo’dan çok sıkılan Çakır’ın spor konusunda bulduÄŸu çözüm, tai boks: "Boksun da çok ifadeli bir spor olduÄŸunu düşünüyorum. Eskiden olsa, ’Ne o öyle, vurdulu kırdılı sporlar’ derdim. Ama öyle bir ÅŸey deÄŸil. Bu performansa ve sürekliliÄŸe dayanan bir spor. Hem dengeli olacaksınız, hem aklınızı kullanacaksınız. Bu da flamenko gibi OyunculuÄŸu destekleyen ve seni dinamik tutan bir spor. Bütün stresimi de atıyor."
"MANTIK EVLiLiÄži YAPMAM"
Siz magazin basınında çıkan aşk haberlerini görmezden gelin, çünkü Çakır da öyle yapıyor. İlk zamanlar çok taktığı (O zamanlar en çok da annesini düşünüp üzülürmüş) bu haberlere üzülmüyor çünkü gündeminde işi var. Eğer bir gün evlenirse de o erkekten hiç ayrılmamayı hayal ediyor. Kolay aşık olabilenlerden değil ama. "Aşk zaten hayatı boyunca insanın başına 1-2 kere gelebilecek bir şey. Aşkla sevgiyi ayırt etmek lazım. Aşkın içinde tutku ve çok fazla iniş çıkış var. O çok güvendiğin ve her zaman yanımda olsun dediğim adam her zaman aşık olduğun adam olmayabiliyor. Hepsinin bir arada olduğu zaman gelirse evleneceğim ben de. Ama aslolan aşk benim için. Mantık evliliği filan yapamam. Hayatımın bu döneminde ne istediğimi her zamankine göre çok daha iyi biliyorum. Söz konusu aşk olduğu zaman azıyla yetinemem. Gencim ve bunları yaşayacaksam şimdi yaşayacağım. Ben gözünün içine baktığım adama doğru akmalıyım."

